top of page

p e m b e g ö l d e k a r a b a t a k

13 May
4 dakikada okunur

and then i feel the life deeply with a quite real way, while i am standing

right in front of him'

p e m b e g ö l d e k a r a b a t a k


belki bir esinti, belki pembe gölde bir karabatak

beni ismine yaklaştırmayan mıknatıslar

deneme tahtasında dolandırıyor

özlediğim bir tek/tek bir histi aslında

yüzünü hatırlamıyor sayılırım, bunu söylemekten utanmamalıyım artık

saatleri aşmayan yolculuklar günlerimi doldururken hâlâ pek mutlu değilim.

bilmeni istediğimden değil, bunu bilmeyen yoktur.

uzaktan izlediğim tüm devinimlerin

benim devrimlerim olsun istediğimden belki de

_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_

iyi gidiyor muyum(?), iyi olmayı hep çok önemsedim

iyi olmanın ne demek olduğunu bilmeden ve hâlâ da bilmiyorken

tüm tanımlarımı klavyenin sil tuşuna sonsuza dek basılı tutarak yok ettim

kağıt önce düşen harflerin mürekkebine bulandı

simsiyah kesildi

elimi tuştan bir an olsun kaldırmadım

ve hüzünlü filmler izlememeyi bir an olsun düşünmedim


hüzün benim için bu hayata bilmem kaç sıfır yenik başlamış kafası tıraşlı bir oğlan

çocuğunu

tüm kötülüklerden kayırmak kadar gerçek çünkü

: parmağımı tuştan kaldıracak tek güç

-ve ben kafası tıraşlı oğlan çocuğunu nerden bildiğimi hatırlamıyorum, esmer.-


zamanlar bazen genişleyip daraldılar

söz geçiremiyorum, çünkü demiştim ya;

"anlatıcıdan çok karakterin kendisiyim ben."

yatağımın vücudumun izini duvarlara geçiren nevresimleri vardır

onlara sorabilirsin

anneme yıkamaması için defalarca tembih ettiğim

binbir kokuya bulanmış kokusuz nevresimlerim

zaten ‘kim binbir kokuya bürünmeye çalışsa

kokusuz kalırdı’ dimi sevgilim

•°•°•°•°•°•°•°•°•°•°•°•°•°•°•°•°•°•°•°•°•°•°•°•


bir sabah uyandım koştuğum yolları birer çizgiden ibaret kılmaya

özlediğim ne varsa kana kana kavuşmak isteği

yanaklarımı hiç koşmadan pembeye boyadı

fakat ben daima pembe gölde bir karabatak aradım

pembe göldeki karabatağın gölün dibine dek uzanan saçlarını önce ördüm

sonra kafasını okşadım

tüm korkularımı ıslak tüylerine yükledim acımasızca

beni o koskoca gölde yalnız başına temsil etsin istedim

hem yüzebilmesi

hem batabilmesi

hem uçabilmesi

en çok çıkabilmesiyle.

yüzdükçe ufuklara karışan bir nokta bile olsa kendisini hiç unutmasın istedim.


aylardan temmuzdu, benim yerleri süpürdüğüm şıpıdık terliklerim yoktu

daha kötüsü, hiç olmadı

heyecanımı kaybettim, heyecanımı temizledim

neye heyecanlandığımı unuttum

en çok kesintiye uğrayan huzursuzluklardan hoşlandım

evet ben her zaman huzursuzluğumu kesintiye uğrattım, huzurumu değil.

#########################################

genelde sığındım, odamın tahta penceresini tellerle kaplamışlar

doğduğumdan beri hapis yattığımı söylemiş miydim?

üstelik kanıtlanmamış suça suç dediklerinden hep, diyebildiklerinden işte.

neyse, bunlar benim işlerim değil

-

bu şiirde sana yalnızca bir kere mi "'sevgilim'" dedim

bir daha içimden gelirse, inan bir daha söylerim

-

bunlar senin işlerin sevgilim

parkalı şiirleri ancak sen sevebilirsin


sonra gölün kenarından ayrıldım

bilmem (,) niye diye mi soruyorsun

sazlıklar ve gölün kenarındaki -uçları mı köşeleri mi kenarları mı- olduğuna emin

olamadığım sivri ..........................................

eeee, işte sivri şeyli taşlar çağırdı beni

sessizliğe doğru yürüdüm

biraz önce yaptığım yanlışları, doğru olduğunu düşündüğüm başka yanlışlarla

düzelttiğimi sandım

parmağımı kaldırdığımda sildiğim tüm kelimelerin zıt anlamları bana iyi gelecek bi' de.


oysa içleri sahaf kokan eski kitaplardan eş anlamlarını bulup

bir başka yanlışlar silsilesiyle düzlediğim kağıdın

ne denli yıprandığını göremeyen yalnızca bendim

basık sokakları gökyüzünde asılı saatleri takip ederek geçtim


~her yokuş, aşağı inerseniz sizi caddeye çıkarırdı

bilirdim~


turuncu brandalı bir yerde oturup yaz gününü izledim

yetindim hissiyle izlemek, geçirdim hissiyle bitirmek ne zor sevgilim

hiç anlatamadım, hiç yetinemedim

gün doğumları ve işte tahmin edebileceğin gibi birkaç dakika içinde de batımları

elimde tutup yüzlerine bakabileceğim ikiz kardeşler olsun istedim


renkleri benzer, yönleri farklı~~~~~~~~~


bence bu ikizler hayatla ilgili çok şey anlatabilirlerdi, bu ikizleri şu herkesin izlediği aptal

dizilerde oynatmak lazım diye düşündüm

fikrime yeterince inanmadığımdan içimde bir yerlerde öldürdüm sonra.


hiçbir anıyı ne ayıkladım

ne de sayıkladım

sadece bazı geceler öylece otururken kendimi birden halının üzerine bırakır

kollarımı saat üçe çeyrek kalırmış gibi açardım

kim bilir belki ben de üçe çeyrek kalırdım

\ \ \ \ \ \ \ \ \ \ \ \ \ \ \ \ \ \ \ \ \ \ \ \ \ \ \ \ \ \ \ \ \ \ \ \ \ \ \ \ \ \ \ \ \

balkonların uzun ve dar olanlarını hiç sevmediğimden

bizi çok da yüksek olmayan birkaç yüz katlı, bahçeli ve müstakil bir evden

kucağımda bir kediyle seyrederdim

üzerine bastığın çimlerin tadını sakın unutma

çünkü hepsini bir başkasının gözlerinden ben yeşillendirdim


bilmem bunu duymak seni "nerden alıp nereye koyar"

fakat

ben ucunda kül birikmiş bir sigarayı küllüğe doğru hırpalayıp

fazla'dan arındırdığımı düşünürken

sigaranın için için yanışını çok umursuyorum

`


&devam etmek üzerine kurulu bir düzen beni çok yıldırırsa eğer

daha önce yıldığım duraklarda saklanırım

meydan okumak saklanarak yapılanıyla çok daha ince bir ruha sahiptir çünkü

dolandırdığım çıkmazları

kördüğümleyip getireceğim son duraksa

"o yüksek katlı yerde oturduğun ahşap sandalye" olur.


adının ne olduğunu tesadüfen öğrendim biliyor musun o yerin

nasıl unuturum falan diye de hiç hayıflanmadım


‘belki de temizlediklerimin arasına karışıp bir başka yere taşınmış,

‘taşındığı ilanı’nı ahşap sandalyede oturan severlerine duyurmayı unutmuş,

bant izleri birçok şey anlatan,

camları kırık,

öylesine bir yerdi orası.’

diye,

önünden yürüyüp geçtim.

nereye taşındığını, sorabileceğim birkaç kolay soruyla öğrenebileceğim o yüksek katlı

yerin ismini

bir daha hiç unutmadım

;;;;;

dindim ve dindirdim.

sihirli güçlerimle dalgasız gölde

pembe bir ışıltı olmayı yeğledim.


hem güneş senin yüzünden kayarak batıyorsa

her sihir bir güç değil midir?


(14.07.2023)

Son Yazılar

Hepsini Gör
Engin Türkgeldi - Söyleşi

Yazın dünyanızı besleyen kaynaklar nelerdir, biraz bahsedebilir misiniz? Bana alıştığımdan, kanıksadığımdan farklı bir fikri, hissi, durumu gösteren her şey beni besliyor diyebilirim. Böyle bir uya

 
 
Öne Çıkanlar
Son Yüklenenler
Bizi Takip Edin
  • Facebook Classic
  • Twitter Classic
  • Instagram Social Icon
bottom of page