YATAK ODASINA GİREN TOPLUM: AYLAK ADAM’DA AŞKIN TOPLUMSALLAŞMASI ÜZERİNE
Yusuf Atılgan’ın 1959’da yayımlanan ilk romanı Aylak Adam için çok şey söylendi bugüne kadar. Romanda mühim bir yer tutan “tutamak meselesi” üzerinden Tutunamayanlar’ı hazırlayan düşünsel alt yapının incelenmesi bir yana, “flanör” kavramının modern Türk edebiyatı içerisindeki yeri hakkında da üzerine çok şey söylemiş bir roman Aylak Adam. Dahası, bireyin tek başına kaldığı takdirde sürüp giden düzene başkaldırabileceğini ancak romantik ilişkiler devreye girdiğinde bu başkaldı
Engin Türkgeldi - Söyleşi
Yazın dünyanızı besleyen kaynaklar nelerdir, biraz bahsedebilir misiniz? Bana alıştığımdan, kanıksadığımdan farklı bir fikri, hissi, durumu gösteren her şey beni besliyor diyebilirim. Böyle bir uyarı varlığında zihnim başka olasılıkların farkına varıyor, onlarla oynamaya başlıyor. Bu da bir düşünceler silsilesini başlatarak üretim sürecini tetikliyor. Daha somut bir cevap vermem gerekirse, elbette yazıyla ilgilenen herkes gibi en çok kitaplardan besleniyorum. Okuma tempom
p e m b e g ö l d e k a r a b a t a k
and then i feel the life deeply with a quite real way, while i am standing right in front of him' p e m b e g ö l d e k a r a b a t a k belki bir esinti, belki pembe gölde bir karabatak beni ismine yaklaştırmayan mıknatıslar deneme tahtasında dolandırıyor özlediğim bir tek/tek bir histi aslında yüzünü hatırlamıyor sayılırım, bunu söylemekten utanmamalıyım artık saatleri aşmayan yolculuklar günlerimi doldururken hâlâ pek mutlu değilim. bilmeni istediğimden değil, bunu bilmey
Tasavvufta “Vakit” Kavramının “Aşk” Etrafında Fikirden Alegoriye İki Büyük İfadesi: Ahmed Gazalî’nin "Sevânihu’l-Uşşâk"ı ve Şeyh Galib’in "Hüsn ü Aşk"ı
Kevser-i âteş-nihâdın adı aşk Dûzah-ı cennet-nümânının adı aşk Bir lûgat gördüm cünûn isminde ben Anda hep cevr ü cefânın adı aşk. (Şeyh Galib) İşin gönül çelmektir senin; mâzursun Gam nedir hiç bilmezsin; mâzursun Her gece kan ağlarken ben, sensiz Sen bir gece bile kalmadın sensiz, mâzursun (Ahmed Gazalî) Tasavvufun içerisinde “Vakit”; yapısı, alegorisi, edebî kavramsallığı ile sufiliğin duygusal ve fiziksel tecrübî hayatının açıklanması etrafında birçok şekillerde kurulmu


Ad Cornelium/Le Corneille/Karga
Catallus Çev: Hazal Yonca Birincioğlu Ad Cornelium Cui dono lepidum nouum libellum Arida modo pumice expolitum ? Corneli, tibi ; namque tu solebas Meas esse aliquid putare nugas Iam tum cum ausus es unus Italorum Omne aeuum tribus explicare cartis Doctis, Iuppiter, et laboriosis. Quare habe tibi quicquid hoc libelli Qualecumque ; quod, o patrona uirgo, Plus uno maneat perenne saeclo ! Le Corneill
SONETTO CON UNA GOLE (Oulipo Denemesi)
Gaius Valerius Catullus’un (MÖ 84-54) 116 carmeni (şarkı) arasından dostu Cornelius Nepos’a adadığı birincisinden (“ad Cornelium”) yeni bir şiir elde etmek için bazı gizedişsel (oulipocu) teknikler kullandım. Öncelikle Hazal’ın Fransızcaya yaptığı homofonik (eşsessel) çeviriyi Türkçeleştirdim. Bunu yaparken Fransızcada bilmediğim sözcük ve değişleri çevirirken sözlükten değil çağrışımlardan yararlanarak gizedişi korumayı amaçladım. Le Corneille (Hazal Y. Birincioğlu) C’était
Vardır Bu Aşkta Da Bir Kerem: "Kerem ile Aslı" Hikayesinin Tasavvufi Bakışla Bir İncelemesi
Edebi metinler tüketicileri için yeni kimlikler oluşturma yahut bu kimliklerin gerekliliklerini aktarma noktasında mahir ürünlerdir. Sözlü kültür anlatıları da edebi metinlerin sahip olduğu kimlik aktarımı işlevine fazlasıyla sahiptir. Genellikle bir topluluğun önünde ozan ya da aşık tarafından icra edilen sözlü kültür ögeleri, söz ve icra temelli aktarıldığından tüketicileri için çok daha etkileyici olması muhtemel anlatılardır. Bu kimlik aktarımının karakterlerin başına gel


Ahmakıslatan
Ahmakıslatan sen Çiseleyip dururdun Ve bu ayarsız havada ben Sırılsıklam hasta olurdum
olmak istediğim o meyve ağacına
onu istemiyorum, bana bunu hatırlat. tenimden geçen trenlerin durağı olmadı hiç yalnızca dokunuşuna tutundum bir anlık sonra bırakıverdim ve mevsimler birbirine dönüştü —birdenbire onu istemiyorum, bana bunu hatırlat. çürük meyveler eteklerimden döküldü durdu yalnızca kokusuna dokundum bir anlık toprağa dokunur gibi, köklerimi salar gibi derinine sonra çekildim ve otlar bitiverdi dibimde onu istemiyorum, bana bunu hatırlat. uykusuz kalıp duruyorum biliyorsun yaslanacak yerim
Beyoğlu
Oluk oluk akan gecenin yuttuğu binalar İçimde bir kış kısrağı gibi uzuyorlar Ellerin göğsümde parçalanacak Ödüm kopuyor Kırık kaldırımlar yatağı olmuş Çürük yaz meyvelerinin Başın boynumda yarılacak Ödüm kopuyor Beyoğlu kusuyor insanlığını tarihine Yokuşların sahipsizliği akmış Kasıkların karnımda ezilecek Korkuyorum









