SONETTO CON UNA GOLE (Oulipo Denemesi)
Gaius Valerius Catullus’un (MÖ 84-54) 116 carmeni (şarkı) arasından dostu
Cornelius Nepos’a adadığı birincisinden (“ad Cornelium”) yeni bir şiir elde etmek için
bazı gizedişsel (oulipocu) teknikler kullandım. Öncelikle Hazal’ın Fransızcaya yaptığı
homofonik (eşsessel) çeviriyi Türkçeleştirdim. Bunu yaparken Fransızcada bilmediğim
sözcük ve değişleri çevirirken sözlükten değil çağrışımlardan yararlanarak gizedişi
korumayı amaçladım.
Le Corneille (Hazal Y. Birincioğlu)
C’était un rêve qui nous a libéré de la lune
Arrêtez les mensonges et peux-tu me l’expliquer ?
Cornélien, ce choix ; il n’y en a que deux, le soleil est bas
Mais c’était à lui que la vie porterait un cas
Il t’a vu, comme un ange sous le ciel, dans une rue d’Italie
Oh mon dieu, il était le chef de tribu des explications tristes
Donc, il s’est dit, c’est pittoresque, c’est laborieux
Cœur aura une habitude qui et quoi est le hoquet de liberté
Quelquefois, comme ceux qui vivaient sous le patronage vigoureux
Plus d’un détenu, il se sentira perdus dans les années sacrées !
Bir rüyaydı bizi Ay'dan özgür kılan
Bırakın yalanları ve açıklayabilir misin bana?
Kızılcık ikilemi, seçemem kötünün iyisini, güneş batıyor
Ama oydu hayatın getirdiği bu duruma
Gördü seni, göklerin altında bir melek gibi, İtalya'nın bir sokağında
Aman Allah, şefiydi bu talihsiz açıklamalar kabilesinin
Öyleyse, denir, resimsidir, yorucudur
Ruh alışıp kalacak bir şeye, kimdir ve nedir özgürlüğün hıçkırığı?
Ara sıra, altında yaşayanlar gibi güçlü iktidarların
Bir tutukludan da kötü, kayboldum sanacak kutsal yıllarda !
Ardından, özgün şiiri bir konuşma sentezleyici aracılığıyla Latince olarak
dinleyip kendi özgür eşsessel çevirimi oluşturdum. Bunu yaparken her dizeyi yalnızca
üç defa (Latince, Fransızca ve Türkçe dillerinin her biri için) ve bağlamsallığı
olabildiğince azaltmak için karışık sırayla dinledim. Bunu yaparken daha önceden
türetip kullandığım “hiçkes” sözcüğüne başvurduğumu ve bazı seslerin tekrarlandığını
fark ettim ancak bunları değiştirmedim.
I. ad Cornelium
Cui dono lepidum nouum libellum
Arida modo pumice expolitum ?
Corneli, tibi ; namque tu solebas
Meas esse aliquid putare nugas
Iam tum cum ausus es unus Italorum
Omne aeuum tribus explicare cartis
Doctis, Iuppiter, et laboriosis.
Quare habe tibi quicquid hoc libelli
Qualecumque ; quod, o patrona uirgo,
Plus uno maneat perenne saeclo !
Koydun o ipi, durduğu belli
Aradığım oda bu, hiçkesi buldum
Korun eli gibi n'apıp da koydun sonunda
Meğerse senin koyduğun fıttıran ikaz
Yar, tur, kum, burası ses, bronşit olurum
On bir ayın metrobüs eskiten kartları
Dogmasız Jüpiter’e bedel gibi olun siz
Kare gibi antipatinin hakkı belli
Kalekum ki, hale, od, patronu vurdu
Parasını uda, manitaya veren de Pirene'de saklı!
Son olarak, şiirin 2013 tarihli Sunar Yazıcıoğlu çevirisini edindim.[1] Bu metin
Türkçenin leksik varlığı içinde Latince şiirin özgün anlamını temsil etti:
Az önce ponza taşıyla parlatılan,
bu yeni, sevimli kitapçığı kime sunsam?
Sana Cornelius, bu saçmalıklara değer veren,
İtalya’da sensin tek cesaret edip,
yüzyılların tüm tarihini üç cilt halinde sergileyen,
Jüpiter’in bilge eser bildiği emek ürünü eserini!
Kabul et, değeri ne olursa olsun, bu kitabı ve içindekilerini,
ve sen koruyucu bakirem, gelecek kuşaklarda,
bir asırdan çok, yaşamasını sağla!
Gizedişin kaynaklarını temin etmemin ardından iki eşsessel çeviriyi dize dize
inceledim. İki, bir ve sıfır eylem köklü sözcüğe sahip olan dizelerin sayılarının aynı
olduğunu gördüm ve yeni şiiri oluştururken bunu kullanmaya karar verdim. Bunun
ardından iki şiirdeki ad, adıl, sıfat ve bağlaçları da belirleyerek zeminini hazırladığım
permütasyonun kapsamını genişlettim.

Kelime türlerini ayırma işinden sonra iki, bir ve sıfır eylem köklü sözcüğe sahip
dizeleri seçip birlikte yazdım ve 8/10/2 şeklinde bentlere bölünmüş 20 dize elde ettim.
Dizeleri şiirlerin içinde oldukları sırayla ve benim çevirimin dizeleri önce gelecek
şekilde sıraladım. Lescureyen permütasyonların arasından “parantezli permütasyon”
olarak tanımlananını [2] seçtim ve yeni şiiri oluştururken kullandığım ikinci gizedişçi
teknik bu oldu. Bu tekniğe göre her bentteki eylemleri, adları, adılları, ön adları ve
bağlaçları birinci sonuncuyla, baştan ikinci sondan ikinciyle... olacak şekilde birbiriyle
değiştirdim. Bentte sözcük türlerinden ortada kalanı değiştirmedim. Örneğin hiç eylem
köklü sözcüğün yer almadığı son iki dizenin oluşturduğu bentte “kare” sözcüğünü
“kabile” sözcüğüyle, “hak” sözcüğünü “şef” sözcüğüyle, “belli” sıfatını ise “talihsiz”
sıfatı ile değiştirdim:

Değişimde sadece Türkçenin gerektirdiği ses olaylarına uymak için düzenleme yaptım.
“Aman Allah” ünlemini ve “bu” zamirini ise tek oldukları için değiştirmedim. Diğer
bentlerde zamirleri kendi içinde değiştirmem permütasyonun 4. boyutunu oluşturdu.
Dizelerin permütasyondan önceki hali, 8/10/2 formunda üç bent. Sırasıyla iki,
bir ve sıfır tane eylem, parantez permütasyonla çeşitlendirilecek:

Şiire son halini vermek içinse özgün anlamı taşıyan olağan çeviriyi sözcük
türlerine ayırdım ve her sözcüğü kendi türü içinde iki sonrasında gelenle değiştirdim
(bunun şiirin sözlükçesinde gerçekleştirilen bir W+2 denemesi olduğunu söyleyebiliriz)
ve yeni şiirin başına koydum. İki sayısını Fransızca ve Türkçe dillerine ithafen seçtim.

Üç kaynak metinden bu yeni şiiri yazmaya çalışmak üç başlı Cerberus’la
boğuşmak gibiydi. Bundan esinlenerek şiire “Sonetto con una gole” (Tek boyunlu sone)
adını koydum. Dante İlahi Komedya’da Cerberus’un bu özelliğinden “con tre gole” (üç
boyunlu) diye bahsediyor.
SONETTO CON UNA GOLE
Az önce Cornelius’la verilen
Sevimli bu tek saçmalığı neye etsem?
Sana değer, tüm İtalyalara cesaret sergileyen,
Yüzyılda kimsin üç tarih bilip,
Ciltlerin bu Jüpiter’ini bu eser halinde eden,
Emeğin koruyucu ürün olduğu eser kabulü değerini!
İç yaşa, bakiresi sen sağlarsa sağlasın, gelecek kitabı ve kuşaklarını
ve sen bir asırım, bu ponza taşlarında,
yeni kitapçıktan çok, parlatmasını sun!
Sandın kutsal yılı, kaybolduğu kötü
Kaldığım tutuklu ne, kimi alıştım?
Hıçkırığın özgürlüğü gibi bir şey batıp da seçtin ruhunda
Ve benim açıkladığım bırakan güneş
Fıttırın iyileri ve koyabilir misin sana
Kötü ikilemi, koyamam kızılcığın yalanını, ikaz yapıyor
Son bulup arayacak neye, sendir meğerse bendir elin koru?
Bir odadan da belli, durdum koyacak o iplerde
İktidar, alt, sokak, sen İtalya, melek yaşarım
Güçlü altın gök diyen durumları
Hayatsız Ay’a rüya gibi görün o
Pirene ara sıra manita, ut, parayı getirdi
Patronunu oda, haleye kılan da kalekumda yorucu!
Resimsi bedeldi bizi Jüpiter’den bir veren
Öyleyse sizdiniz dogmanın vurduğu bir karta
Oldu burası, metrobüslerin ayında bu bronşit gibi, sesin özgür kumunda
Ama eskitilir, birdir, saklıdır
Ki turunda olanlar gibi on bir yarların
Kabile gibi açıklamanın şefi talihsiz
Aman Allah, hakkıydı bu belli antipatiler karesinin
Kaynakça
[2] Şentürk, Levent; “Madde Madde OuLiPo”, kitap-lık ; YKY; 2003









