top of page

SONETTO CON UNA GOLE (Oulipo Denemesi)

13 May
4 dakikada okunur

Gaius Valerius Catullus’un (MÖ 84-54) 116 carmeni (şarkı) arasından dostu

Cornelius Nepos’a adadığı birincisinden (“ad Cornelium”) yeni bir şiir elde etmek için

bazı gizedişsel (oulipocu) teknikler kullandım. Öncelikle Hazal’ın Fransızcaya yaptığı

homofonik (eşsessel) çeviriyi Türkçeleştirdim. Bunu yaparken Fransızcada bilmediğim

sözcük ve değişleri çevirirken sözlükten değil çağrışımlardan yararlanarak gizedişi

korumayı amaçladım.


Le Corneille (Hazal Y. Birincioğlu)

C’était un rêve qui nous a libéré de la lune

Arrêtez les mensonges et peux-tu me l’expliquer ?

Cornélien, ce choix ; il n’y en a que deux, le soleil est bas

Mais c’était à lui que la vie porterait un cas

Il t’a vu, comme un ange sous le ciel, dans une rue d’Italie

Oh mon dieu, il était le chef de tribu des explications tristes

Donc, il s’est dit, c’est pittoresque, c’est laborieux

Cœur aura une habitude qui et quoi est le hoquet de liberté

Quelquefois, comme ceux qui vivaient sous le patronage vigoureux

Plus d’un détenu, il se sentira perdus dans les années sacrées !


Bir rüyaydı bizi Ay'dan özgür kılan

Bırakın yalanları ve açıklayabilir misin bana?

Kızılcık ikilemi, seçemem kötünün iyisini, güneş batıyor

Ama oydu hayatın getirdiği bu duruma

Gördü seni, göklerin altında bir melek gibi, İtalya'nın bir sokağında

Aman Allah, şefiydi bu talihsiz açıklamalar kabilesinin

Öyleyse, denir, resimsidir, yorucudur

Ruh alışıp kalacak bir şeye, kimdir ve nedir özgürlüğün hıçkırığı?

Ara sıra, altında yaşayanlar gibi güçlü iktidarların

Bir tutukludan da kötü, kayboldum sanacak kutsal yıllarda !


Ardından, özgün şiiri bir konuşma sentezleyici aracılığıyla Latince olarak

dinleyip kendi özgür eşsessel çevirimi oluşturdum. Bunu yaparken her dizeyi yalnızca

üç defa (Latince, Fransızca ve Türkçe dillerinin her biri için) ve bağlamsallığı

olabildiğince azaltmak için karışık sırayla dinledim. Bunu yaparken daha önceden

türetip kullandığım “hiçkes” sözcüğüne başvurduğumu ve bazı seslerin tekrarlandığını

fark ettim ancak bunları değiştirmedim.


I. ad Cornelium


Cui dono lepidum nouum libellum

Arida modo pumice expolitum ?

Corneli, tibi ; namque tu solebas

Meas esse aliquid putare nugas

Iam tum cum ausus es unus Italorum

Omne aeuum tribus explicare cartis

Doctis, Iuppiter, et laboriosis.

Quare habe tibi quicquid hoc libelli

Qualecumque ; quod, o patrona uirgo,

Plus uno maneat perenne saeclo !


Koydun o ipi, durduğu belli

Aradığım oda bu, hiçkesi buldum

Korun eli gibi n'apıp da koydun sonunda

Meğerse senin koyduğun fıttıran ikaz

Yar, tur, kum, burası ses, bronşit olurum

On bir ayın metrobüs eskiten kartları

Dogmasız Jüpiter’e bedel gibi olun siz

Kare gibi antipatinin hakkı belli

Kalekum ki, hale, od, patronu vurdu

Parasını uda, manitaya veren de Pirene'de saklı!


Son olarak, şiirin 2013 tarihli Sunar Yazıcıoğlu çevirisini edindim.[1] Bu metin

Türkçenin leksik varlığı içinde Latince şiirin özgün anlamını temsil etti:


Az önce ponza taşıyla parlatılan,

bu yeni, sevimli kitapçığı kime sunsam?

Sana Cornelius, bu saçmalıklara değer veren,

İtalya’da sensin tek cesaret edip,

yüzyılların tüm tarihini üç cilt halinde sergileyen,

Jüpiter’in bilge eser bildiği emek ürünü eserini!

Kabul et, değeri ne olursa olsun, bu kitabı ve içindekilerini,

ve sen koruyucu bakirem, gelecek kuşaklarda,

bir asırdan çok, yaşamasını sağla!


Gizedişin kaynaklarını temin etmemin ardından iki eşsessel çeviriyi dize dize

inceledim. İki, bir ve sıfır eylem köklü sözcüğe sahip olan dizelerin sayılarının aynı

olduğunu gördüm ve yeni şiiri oluştururken bunu kullanmaya karar verdim. Bunun

ardından iki şiirdeki ad, adıl, sıfat ve bağlaçları da belirleyerek zeminini hazırladığım

permütasyonun kapsamını genişlettim.

























Kelime türlerini ayırma işinden sonra iki, bir ve sıfır eylem köklü sözcüğe sahip

dizeleri seçip birlikte yazdım ve 8/10/2 şeklinde bentlere bölünmüş 20 dize elde ettim.

Dizeleri şiirlerin içinde oldukları sırayla ve benim çevirimin dizeleri önce gelecek

şekilde sıraladım. Lescureyen permütasyonların arasından “parantezli permütasyon”

olarak tanımlananını [2] seçtim ve yeni şiiri oluştururken kullandığım ikinci gizedişçi

teknik bu oldu. Bu tekniğe göre her bentteki eylemleri, adları, adılları, ön adları ve

bağlaçları birinci sonuncuyla, baştan ikinci sondan ikinciyle... olacak şekilde birbiriyle

değiştirdim. Bentte sözcük türlerinden ortada kalanı değiştirmedim. Örneğin hiç eylem

köklü sözcüğün yer almadığı son iki dizenin oluşturduğu bentte “kare” sözcüğünü

“kabile” sözcüğüyle, “hak” sözcüğünü “şef” sözcüğüyle, “belli” sıfatını ise “talihsiz”

sıfatı ile değiştirdim:



Değişimde sadece Türkçenin gerektirdiği ses olaylarına uymak için düzenleme yaptım.

“Aman Allah” ünlemini ve “bu” zamirini ise tek oldukları için değiştirmedim. Diğer

bentlerde zamirleri kendi içinde değiştirmem permütasyonun 4. boyutunu oluşturdu.


Dizelerin permütasyondan önceki hali, 8/10/2 formunda üç bent. Sırasıyla iki,

bir ve sıfır tane eylem, parantez permütasyonla çeşitlendirilecek:




























Şiire son halini vermek içinse özgün anlamı taşıyan olağan çeviriyi sözcük

türlerine ayırdım ve her sözcüğü kendi türü içinde iki sonrasında gelenle değiştirdim

(bunun şiirin sözlükçesinde gerçekleştirilen bir W+2 denemesi olduğunu söyleyebiliriz)

ve yeni şiirin başına koydum. İki sayısını Fransızca ve Türkçe dillerine ithafen seçtim.














Üç kaynak metinden bu yeni şiiri yazmaya çalışmak üç başlı Cerberus’la

boğuşmak gibiydi. Bundan esinlenerek şiire “Sonetto con una gole” (Tek boyunlu sone)

adını koydum. Dante İlahi Komedya’da Cerberus’un bu özelliğinden “con tre gole” (üç

boyunlu) diye bahsediyor.


SONETTO CON UNA GOLE


Az önce Cornelius’la verilen

Sevimli bu tek saçmalığı neye etsem?

Sana değer, tüm İtalyalara cesaret sergileyen,

Yüzyılda kimsin üç tarih bilip,

Ciltlerin bu Jüpiter’ini bu eser halinde eden,

Emeğin koruyucu ürün olduğu eser kabulü değerini!

İç yaşa, bakiresi sen sağlarsa sağlasın, gelecek kitabı ve kuşaklarını

ve sen bir asırım, bu ponza taşlarında,

yeni kitapçıktan çok, parlatmasını sun!


Sandın kutsal yılı, kaybolduğu kötü

Kaldığım tutuklu ne, kimi alıştım?

Hıçkırığın özgürlüğü gibi bir şey batıp da seçtin ruhunda

Ve benim açıkladığım bırakan güneş

Fıttırın iyileri ve koyabilir misin sana

Kötü ikilemi, koyamam kızılcığın yalanını, ikaz yapıyor

Son bulup arayacak neye, sendir meğerse bendir elin koru?

Bir odadan da belli, durdum koyacak o iplerde


İktidar, alt, sokak, sen İtalya, melek yaşarım

Güçlü altın gök diyen durumları

Hayatsız Ay’a rüya gibi görün o

Pirene ara sıra manita, ut, parayı getirdi

Patronunu oda, haleye kılan da kalekumda yorucu!

Resimsi bedeldi bizi Jüpiter’den bir veren

Öyleyse sizdiniz dogmanın vurduğu bir karta

Oldu burası, metrobüslerin ayında bu bronşit gibi, sesin özgür kumunda

Ama eskitilir, birdir, saklıdır

Ki turunda olanlar gibi on bir yarların


Kabile gibi açıklamanın şefi talihsiz

Aman Allah, hakkıydı bu belli antipatiler karesinin


Kaynakça


[2] Şentürk, Levent; “Madde Madde OuLiPo”, kitap-lık ; YKY; 2003

Son Yazılar

Hepsini Gör
Engin Türkgeldi - Söyleşi

Yazın dünyanızı besleyen kaynaklar nelerdir, biraz bahsedebilir misiniz? Bana alıştığımdan, kanıksadığımdan farklı bir fikri, hissi, durumu gösteren her şey beni besliyor diyebilirim. Böyle bir uya

 
 
p e m b e g ö l d e k a r a b a t a k

and then i feel the life deeply with a quite real way, while i am standing right in front of him' p e m b e g ö l d e k a r a b a t a k belki bir esinti, belki pembe gölde bir karabatak beni ismine

 
 
Öne Çıkanlar
Son Yüklenenler
Bizi Takip Edin
  • Facebook Classic
  • Twitter Classic
  • Instagram Social Icon
bottom of page